Niçin Bazı Çocuklar Diğerlerinden Daha Çok Strep Boğaz Ağrısına Yakalanır ?

Tekrarlayan enfeksiyona sahip olan çocukların bademcik dokusu daha küçük anahtar bağışıklık yapılarına sahiptir.

Çocuklar için tekrar tekrar strep boğaz ağrısı hastalığına yakalanmak acı vericidir. Aynı zamanda bu durum doktorlar tarafından çok az anlaşılan bir problemdir.Yakın zamandan çocukların bademciklerini inceleyen bir araştırma, tekrarlayan strep enfeksiyonu olan çocukların, bademciklerinde antikor gelişimi için sağlıklı çocuklardan daha küçük bağışıklık yapılarına sahip olduğunu belirtti. 

Ekip 6 Şubat tarihli Science Translational Medicine’ da sık sık gerçekleşen boğaz ağrısı, enfeksiyona neden olan bakteriler tarafından dağıtılan ve vücudun bağışıklık tepkisini bozan bir proteine karşı daha duyarlı olduğunu belirtti.

Her yıl dünya çapında, genellikle boğaz ağrısı ve ateş üreten yaklaşık 600 milyon strep boğaz vakası vardır. Doktorlar hastalığa, özellikle strep enfeksiyonundan kaynaklanan romatizmal ateş ve kalp problemleri geliştirme riski en yüksek olan çocuklarda antibiyotik tedavisi uygular. Fakat bazı çocuklar tedavi görseler bile art arda yine strep boğaz enfeksiyonuna yakalanır. 

Çalışmada, Kaliforniya’daki La Jolla İmmunoloji Enstitüsü’nden immünolog Shane Crotty ve meslektaşları, boğazın arkasında bulunan ve 5-18 yaşları arasında kaldırılan bağışıklık dokusu olan bademcikleri inceledi. Çocuklardan bazılarının tekrarlayan strep enfeksiyonları nedeniyle bademciklerini aldılar. Diğerlerinin bağdemcikleri, büyütülmüş bademciklerin neden olduğu uyku apnesini çözmek için alındı.

Ekip, mikroskop altında doku bölümlerine baktı ve tekrarlayan strepli çocukların germinal merkezler olarak adlandırılan daha küçük bağışıklık yapılarına sahip olduğunu ve merkezlerin belirli bir tür bağışıklık hücresi, bir tür T hücresi olduğunu buldu. Bu T hücreleri, B hücreleri olarak bilinen diğer immün hücrelere, vücudun bir enfeksiyonla savaşmasına yardımcı olan antikorlar üretir.

Tekrarlayan strepli çocuklarda, patojenlere karşı immün yanıtı engelleyen, A grubu Streptokok adı verilen bakteriler tarafından kullanılan bir proteine karşı daha az antikor vardı. Crotty “Bu çocukları enfeksiyonlara daha duyarlı hale getirebilir.” diyor

Chicago Ann & Robert H. Lurie Çocuk Hastanesi bulaşıcı hastalık konusunda uzmanlaşmış ve çalışmaya dahil olmayan çocuk doktoru Stanford Shulman ,bazen tekrarlayan strep enfeksiyonu geçirmiş olarak sınıflandırılan çocukların, aslında bakterilerin bademciklerinde gizli kaldığı, ancak semptomlara neden olmadığı anlamına gelen grup A Streptokok taşıyıcıları olduğunu söylüyor. Shulman, “Bu gibi durumlarda, viral bir enfeksiyondan kaynaklanan bir boğaz hala bir testte strep olarak ortaya çıkacaktır. Okul çağındaki çocukların yaklaşık yüzde 20’sinin A grubu Streptokokun kronik taşıyıcıları olduğu tahmin edilmektedir.Çalışma raporlarının, strepe karşı görülen hatalı bağışıklık tepkisinin, bazı çocukların aktif strep enfeksiyonlarından ziyade bakterilerin taşıyıcısı olmaları nedeniyle olabileceği muhtemeldir. Gelecekteki çalışmalarda, hangi çocukların tekrarlayan enfeksiyonları olduğunu ve hangi çocukların strep taşıyıcıları olduğunu belirlemek yararlı olacaktır” diyor.

Kaynak: Science News

[zombify_post]

Açıklayalım: Virüs Nedir?

“…Bir virüsü, içinde DNA ya da RNA bulunduran, protein ceketli küçük bir paket gibi düşünün.”

Enflüanza, ebola, soğuk algınlığı, HIV/AIDS, kızamık…

Virüsler gördüğünüz bu hastalıklara, hatta daha fazlasına neden olmaktadır ve bazıları çok ciddi olabilir. Diğerleri? O kadar da önemli sayılmaz. İyi ya da kötü, virüsler hayatımızın birer parçasıdırlar.

https://www.biyobilim.ytukimtek.org/wp-content/uploads/2018/09/1536280049814.jpgBazı insanların virüslerin “yaşadığını” öğrenmesinden sonra teknik olarak aslında yaşamadıklarını öğrenmesi onları şaşırtır. Virüsler kendilerini yalnızca onları “misafir” eden hücrelerin (konak hücre) içinde çoğalabilirler. Bu konak hücre bir hayvan olabileceği gibi bir bitki, bakteri ya da mantar da olabilir.

Virüsler bazen mikropların bir diğer ailesi olan bakterilerle karıştırılır. Fakat virüsler çok, çok daha küçük boyutlardadırlar. Bir virüsü, içinde DNA ya da RNA bulunduran, protein ceketli küçük bir paket gibi düşünün. DNA da, RNA da kullanım kılavuzu olarak hizmet eder. Genetik bilgi bir hücreye ne yapacağını ve ne zaman yapacağını söyleyen bir kılavuzdur.

Bir virüs bir hücreyi enfekte ettiğinde, o hücreye basit bir mesaj verir: “Daha fazla virüs üret!”

Bu bağlamda, virüsler birer korsandır. Hücreyi fetheder ve emri verir. Nihayetinde konak hücre öldüğünde, daha fazla hücreye saldırmak üzere üretilmiş yeni virüsler püskürecektir. İşte virüs, konak hücreyi bu şekilde hasta eder.

Vücut kendi başına birçok virüsten kurtulabilir. Bazı virüsler vücuda çok büyük meydan okuyabilir. İlaçlar virüslerin oluşumuna karşı tedavide kullanılır. Antiriviral olarak adlandırılrlar ve farklı şekillerde çalışır. Örneğin bazıları, virüsün konak hücreye girişini engelleyebilir. Bazıları ise virüs kendini kopyalamaya çalışırken onu durdurur.

Genel olarak virüslerin tedavisi zor olabilir. Bunun nedeni içinde yaşadıkları hücrenin onları ilaçlardan korumasıdır. (Bu, virüs tedavisinde antibiyotiklerin neden kullanılamadığına dair önemli bir ayrıntıdır.)

Mükemmel Korunma: Sağlıklı Kalmak

Virüslere karşı korunmanın en iyi yolu onlara düzgün saldırmaktır. Aşılar bu yüzden önemlidir, vücudun kendini korumasına yardımcı olurlar.

Aşılar şu şekilde çalışırlar: Bazen bir mikrop -bu bir virüs ya da bakteri olabilir- vücuda girer. Bilim insanları buna “antijen” demeyi tercih ederler. Vücut savunma sistemi genellikle bu antijenleri yabancı bir istilacı olarak saptar ve kavga başlar. Bu kavga vücuda koruma kalkanı bırakır ve istilacı yeniden içeri girmeye çalıştığında bu sefer vücut onu tanır. Bu uzun süreli korumaya “bağışıklık” denir.

Aşılar, gerçek bir enfeksiyon olmaksızın vücuda bağışıklık sağlar. Aşının içinde zayıf ya da ölmüş antijenler bulunur. Vücut bu antijenleri bir kez tanıdığında artık enfeksiyona izin vermez fakat yine de antikor oluşturması için uyarılabilir.

Zamanla aşılar, virüslere bağlı birçok enfeksiyonun (ve ölümlerin) sayısını azaltmışlardır. Çiçek hastalığı, aşıların bertaraf ettiği hastalıklardan biridir. Sadece Afganistan, Nijerya ve Pakistan’da yayılmaya devam eden çocuk felci hastalığı için de aynı şey neredeyse doğrudur.

https://www.biyobilim.ytukimtek.org/wp-content/uploads/2018/09/Ekran-Alintisi.png

Fakat bütün virüsler kötü değildir. Bazıları zararlı bakterileri enfekte eder. Bu virüslere “bakteriyofaj” adı verilir. (Bakteriyofaj, bakteri yiyen anlamına gelmektedir.) Doktorlar bazen bu özel virüsleri bakterilere karşı tedavide antibiyotiklere alternatif olarak kullanırlar. (Daha da iyisi bakteriyofajlar, bakteriler farklı türde olsalar bile DNA’yı bir bakteriden diğerine transfer edebilirler!)

Bilim insanları, daha iyi işler yapmak için virüsleri kullanmayı öğrendi. Bu uzmanlar, virüslerin hücreleri enfekte etmedeki üstün yeteneklerini kullanırlar. İlk olarak, virüsleri hücrenin içinden genetik materyali gönderebilmesi için değiştirdiler. Bu yöntem kullanıldığında, söz konusu virüs “vektör” adını alır. Virüsün gönderdiği genetik materyal, vücudun kendi başına üretemediği bir proteinin üretimi için gerekli bilgileri içerebilir.

Referans:

https://www.sciencenewsforstudents.org/article/explainer-what-virus

[zombify_post]