Cilt Bakterileri Antibiyotiğe “Aldırmamayı” Öğrendi!

İnsan vücudundaki bakteri florasının bir parçası olan bu mikroplar, dünya çapındaki sağlık tesislerinde halihazırda bulunan ilaçlara karşı direnç geliştirdiler.

İnsan vücudundaki bakteri florasının bir parçası olan bu mikroplar, dünya çapındaki sağlık tesislerinde halihazırda bulunan ilaçlara karşı direnç geliştirdiler.

Bakterilerin antibiyotiğe karşı dayanıklı olan suşları, hastane kaynaklı enfeksiyonların dünya üzerinde yayılmasına sebep olabilir.

Staphylococcus epidermidis isimli bakteri, insan vücudunda yaşayan ve ev sahibine karşı zararsız bir bakteri türüdür. Fakat cildin yarıklar bulundurduğu yerlerde bu bakteriler, uzun süreli kateterler gibi tıbbi implantlar ya da yapay kalp kapakçıkları gibi protezler bulunduran insanlarda enfeksiyonlara neden olabilir.

Avustralya, Peter Doherty Bağışıklık ve Enfeksiyon Enstitüsü’nden Benjamin Howden ve meslektaşları 24 ülkedeki 96 adet hastane ve araştırma merkezinden topladıkları yüzlerce S. epidermidis örneğini incelediler ve hemen hemen tüm antibiyotiklere karşı direnç geliştiren üç bakteri soyunun geçtiğimiz birkaç on yılda dünya çapına yayıldığını buldular.

Araştırmacılar aynı zamanda bu bakteri soylarında tanımlanmış genetik mutasyonlardan bazılarınn sadece “rifampicin” denilen antibiyotiğe karşı değil, “vancomycin” gibi son çare (ing. last-resort) antibiyotiklere karşı da direnç gösterdiğini keşfettiler. 

Doktorlar ve diğer sağlık görevlileri genellikle Staphylococcus enfeksiyonlarının tedavisinde ilaç direncine karşı koyabilmek için rifampicin ve vancomycinin birlikte kullanımını öneriyorlar fakat, ekibin bulguları bu kombinasyonun S. epidermidis’de tam tersine direncin geliştirileceğini göstermektedir.

Referans ve İleri Okuma:

[zombify_post]

Muz yemek için en doğru zaman nedir?

Muzların olgunluk seviyelerine göre farklı faydaları vardır.

Bazı insanlar muzlarını yeşilken, diğerleri ise kahverengiyken sever peki ikisi arasında gerçekten bir fark var mı?

Şaşırtıcı ama evet ve sağlığınıza göre yediğiniz muzun olgunluğunu seçiyor olabilirsiniz. 

Bunun esin kaynağı, instagramda @fitness_meals tarafından paylaşılan bir fotoğrafla başlamış, temelde şöyle düşünülebilir, her muzun 1'den 15'e kadar bir olgunluk seviyesi vardır ve bu seviyeye göre de belli faydaları bulunur.

Fotoğraf açıklamasında diyor ki: "Senin seçimin nedir? Ben 5 ve 6 arasında tercih yapardım."

Instagram kullanıcıları da  hemen tartışmaya başladı. En çok 8 ile 10 arasında bir sayı seçildi, ancak bazıları da 4 ile 7 arasındaydı.

Daily Mail, bir tür muzun diğerlerinden daha iyi olup olmadığını görmek için İngiltere merkezli bir beslenme uzmanı olan Rhiannon Lambert'le konuştu.

Lambert, muzların her zaman mükemmel bir potasyum ve diğer besinler kaynağı olmasına rağmen, sağlığınıza bağlı olarak bunları farklı olgunluklarda yemenin farklı yararları olduğunu söyledi. 

Olgunlaşmamış muz daha az şekerli

Eğer şeker hastalığınız varsa, olgunlaşmamışlıktan ziyade daha az olgunlaşmış olan muzları yemelisiniz. Bunun nedeni, muz olgunlaştıkça, nişasta şekere dönmeye başlar.

Lambert Daily Mail’e şunları söyledi : "Araştırma, olgunlaşmamış muzlarda nişasta, muz olgunlaştıkça, serbest şekere dönüşen karbonhidrat içeriğinin yüzde 80-90'ını oluşturduğunu ve bu nedenle diyabet hastası kişilere muz yemeyi tavsiye ettiklerini söylüyor. Bu nedenle, kan şekerini çok fazla yükseltmemek için aşırı olgun olmayan muzları yememeleri tavsiye ediliyor."

Aşırı olgun muzların sindirimi daha kolay

Hafifçe olgunlaşan muzlar, yiyecekleri sindirmekte zorlananlar için daha iyi bir seçenek.

Araştırmalara göre, daha yeşil bir muzun insanlar tarafından sindirilemediği, ancak sizin için “iyi bağırsak bakterileri” içeren dirençli bir nişastaya sahip olduğu bulundu. Dirençli nişasta basit şekere dönüştüğünde, muz olgunlaşıyor ve çalışmalar daha olgun muzların insanlar için sindirilmesinin daha kolay olduğunu gösteriyor.

Tamamen kahverengi bir muz antioksidanlarla dolu

Spoon Üniversitesi ile ilgili bir makalede, muz neredeyse ya da tamamen kahverengi olduğunda, tüm nişasta şekere dönüşür ve daha tatlı olur. Bu yüzden insanlar genellikle yemek için lapa gibi olan muzları kullanırlar.

Makalede, "Klorofilin parçalanması, antioksidan seviyelerinin muz yaşının artmasına neden olmaktadır.Yani tamamen kahverengi bir muz antioksidan bakımından güçlüdür." deniyor.

Her muzun faydası farklı, ancak hepsi faydalı

Günün sonunda, beslenme uzmanları muzunuzu istediğiniz kadar yiyebileceğinizi ve hala meyveden en iyi şekilde yararlanabileceğinizi kabul ediyor.

Beslenme içeriği muzun ne kadar olgun olduğuna bağlı olarak değişmez. Gerçekten değişen tek şey tat ve vücudunuzun şekeri nasıl işlediğidir.

Bu yüzden yemeniz gereken muz türü, sizin tercihinize kalmış

KAYNAK:

https://www.sciencealert.com/nutritionists-explain-how-ripe-and-unripe-bananas-have-different-health-benefits

[zombify_post]