Sinestezi: Renkleri Duymak, Kelimeleri Tatmak

Sinestezi, renkleri duymak, sesleri görmek olarak kısaca tanımlanabilir. Sinestezinin en bilineni her harfi farklı bir renk olarak görmektir.

Sinestezi, nörolojik bir bozukluk gibi görünse de normal bir beyin fonksiyonudur. Bebekler tam bir sinesteziktir ancak zamanla duyulardaki algılama “öğrenme” ile yerine oturur.

Sinestezi, bir modalite(uyaranın enerji ve bu enerji türüne duyarlı reseptör tipi ile belirlenen, genel bir uyaran sınıfıdır.) aracılığıyla sunulan uyaranların, ilişkisiz bir modalitede hisleri kendiliğinden uyandıracakları algısal bir deneyimdir. Durum, duyusal bölgeler arasındaki artan iletişimden kaynaklanır ve zamanla istemsiz, otomatik ve sabit olmaya başlar. İlaçlar, duyusal yoksunluk ya da beyin hasarına tepki olarak sinestezi oluşabilirken, araştırmalar genel popülasyonun kabaca% 4’ünü oluşturan kalıtsal varyantlara odaklanmıştır. Sinestezi üzerine yapılan genetik araştırmalar fenomenin heterojen ve poligenetik olduğunu göstermektedir, ancak yine de, sinestezinin seçici bir avantaj sağlayıp sağlamadığı ya da sadece başka bir yararlı seçilmiş özelliğin bir yan ürünü olup olmadığı belirsizliğini korumaktadır. Sinestezinin genetik temelini ortaya çıkarmada kaydedilen ilerlemeler, popülasyonda neden sinestezinin korunmuş olduğunu anlamamıza yardımcı olacaktır.

Sinestezi, bir modaliteye sunulan duyusal bir uyaranın ek modalitelerde eşzamanlı duyumları ortaya çıkardığı popülasyonun% 2 ila% 4’ünde mevcut olan bir durumdur. Sinestezi kuramsal olarak herhangi bir iki duyuyu bağlayabilir, ancak araştırmalar, işitsel tonların ve akromatik (renksiz) sayıların canlı ve algısal olarak göze çarpan renkler ürettiği en yaygın varyantlardan ikisine odaklanmıştır. Bu uyarılmış renklerin özgüllüğü, belirli bir bireyde zaman içinde sabit kalır fakat aynı ton veya grafik, farklı insanlarda aynı rengi uyandırmaz.

Sinesteziye, bilim insanları yaklaşık 200 yıldır ilgi duymaktadır, ve ailesel bağlantı analizleri güçlü bir genetik bileşen gösterirken, söz konusu kesin genler ve sinestezi niçin popülasyonda korunmuş olmasının sebepleri çözümsüz gizemler olarak kalmaktadır.

BENZER YAZI : BELLEĞİN ÇALIŞMA KAPASİTESİNİ ARTTIRAN YAZI TİPİ GELİŞTİRİLDİ.

Nature Neuroscience / Duyumsal Düşünce (Sinestezi)/Dr. Sultan Tarlacı

Journals Plos|Bıology / Survival of the Synesthesia Gene: Why Do People Hear Colors and Taste Words?

[zombify_post]

Dejavu nedir? Neden ve Nasıl Gerçekleşir?

Hiç “Ben bu anı daha önce yaşamıştım!” dediğiniz oldu mu? Muhtemelen bu olayın ismini biliyorsunuzdur, ancak hiç nedenini düşündünüz mü?

Dejavu olarak adlandırılan bu his, hepimizin başına gelmiştir. Araştırmalara göre de insanların 3’te 2’si bir kez de olsa dejavu hissini yaşıyorlar. 

Dejavu nedir? Neden kaynaklanır?

Fransızca’da déjà (daha önceden) ve voir (görmek) kelimelerinden oluşan, Déjà vu (deja vü), yaşanılan bir olayı daha önceden yaşamışlık veya görülen bir yeri daha önceden görmüş olma duygusu, anı daha önceden yaşamışlık hâline denir. Deja vu normal şartlarda bir hastalık değildir. Yapılan çeşitli araştırmalara göre, Deja vu beynin işleyişindeki küçük bir anomaliden kaynaklanmaktadır ve bu duygunun ara ara yaşanması dejavu hastası olduğunuz anlamına gelmez ancak, bu hissiyat sürekli olarak tekrarlanıyorsa o zaman hastalıktan şüphelenilebilir.

İlk defa 1876 yılında, Fransız Fizikçi Emile Boiraç tarafından kullanılan 'deja vu' kavramı; bilim literatüründe ise 1928 yılında, Edward Titchener'in 'Bir Psikoloji Kitabı' adlı eserinde tanımlanmıştır.

Deja vu, bilimsel olarak beynin sağ lobu ile sol lobunun milisaniyeden daha ufak bir zaman farkıyla çalışmasıdır. Bir taraf, olayı öteki taraftan daha önce algıladığı için, geç algılayan taraf bu olayı daha önceden yaşamış gibi olur. Başka bir deyişle; Bu olay, beyindeki küçük bir sapmadan kaynaklanır. 

[zombify_post]

Yapay Zeka Sayesinde Kimyasal Reaksiyonların Sonuçları Öngörülebilecek

Zurich IBM Research araştırmacıları, yapay zekayı kullanarak kimyasal reaksiyonların sonuçlarının öngörülebileceğini kanıtladılar.

Şimdiye kadar birçok kez kimyasal reaksiyonların sonuçlarını öngörebilen yapay zeka uygulamaları geliştirildi, geliştirilmeye çalışıldı. Bunlardan en kapsamlısı olan Bartosz Grzybowski’nin programı, yaklaşık 20 bine yakın kimyasal kuralını barındırıyor ve bunlara göre işlem yapıyor. 

IBM araştırmacıları ise kurallardan yola çıkarak bir program yazmak yerine, Google Translate gibi dilden dile tercüme yapan bir yazılımı örnek aldılar. Yapay zekaya önce reaksiyonlar verildi ve yapay zeka kendi kendine bu reaksiyonların mantığını öğrendi. Bunun sonucunda ise reaksiyonların sonucunu öngörmeyi denedi.

Peki ne işe yarayacak?

Bu yapay zeka sayesinde, hem maliyetli hem de yoğun iş gücü isteyen ilaç sentezlemek, sadece tek tuşla gerçekleşebilecek. 10.000 farklı kombinasyonu saniyeler içerisinde gerçekleştirecek olan bu program sayesinde ilaç sanayii çağ atlayacak.

Kaynak

[zombify_post]