Genetiği Değiştirilmiş İnsan Artık Gerçek Oldu

Rekombinant teknoloji ile HIV virüsüne karşı dirençli embriyolar oluşturuldu.

Etik ve ahlaki tartışma konularının başında gelen, bir çok genetik hastalığın yok olacağı bir çözüm olarak düşünülen “genetiği değiştirilmiş insan” projesi geçtiğimiz günlerde gerçekleştirildi. 

Çinli bilim adamı He Jiankui, İnsan Genom Düzenleme İkinci Ulusal Zirvesi’nde geçtiğimiz günlerde tartışmalara yol açan genetiği değiştirilmiş insan bebekleri üzerine konuştu. Araştırmanın arkasındaki bilim insanı He Jiankui, yıllardır gizli yürüttüğü çalışmayı kamuoyu ile paylaştı.

Jiankui’ye göre, embriyolarda yapılan manipülasyon bebeklere AIDS hastalığına yol açan HIV virüsüne karşı bağışıklık kazandıracak. Embriyoların bazı HIV türlerine dirençli hale getirilmesi için CRISPR tekniği ile CCR5 adlı bir geni devre dışı bıraktı.  

Bilim ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Şu Nanping, “Medyaya yansıyan genetiği değiştirilmiş bebeklerle ilgili hadise ülkemizin ilgili yasaları ve düzenlemerini pervasızca ihlal etmiştir” dedi. İddiaların “şok edici ve kabul edilemez” olduğunu söyleyen Bakan Yardımcısı, yaşanan durumunun bilimsel çevrelerin bağlı olduğu ahlaki ve etik değerleri bozduğunu belirtti.

Kaynak

[zombify_post]

Bu 3 Boyutlu yazıcı, organ nakli bekleyen hastalar için yeni bir umut oluşturabilir.

İsveçli bir girişim olan Cellink firması, basit bir 3D yazıcı ve geliştirdikleri özel bir jel kullanarak cilt, kulak, karaciğer hücreleri yapmak için bir yol buldu.

Itedale Namro Redwan liderliğindeki araştırmacılar, sentetik ve doğal polimerlerin doğru kombinasyonunun, ECM (extracellular matrix / hücre dışı matriks) temelli malzemelerle harmanlanmış, yeni organlar inşa edip her türlü hücreyi yeniden üretebilecekleri mükemmel bir ortam olarak sağlayabileceğini buldular.

Bu özel jeli ve bir dizi fibroblast kullanarak, insan derisini basmayı başardı ve aynı zamanda hayatta kalmak için ihtiyaç duyduğumuz insülin üreten beta hücrelerinin yanı sıra karaciğer dokuları üretmek üzerine çalışıyorlar. 

Ayrıca, kanser replikasyonu gibi alanlarda da ilk adımlarını atmış bulunan girişim “Farklı tedavileri test etmek ve her bir hasta için hangisinin en iyi olduğuna karar vermek için düzinelerce kanser modeli basabiliriz.” diye ekledi.

Cellink, bir kulağı 20 dakika gibi bir sürede basabilecekleri, son derece hassas ve hızlı bir 3 boyutlu yazıcı kullanıyor. 

Geliştirdikleri jel, viskoz ve jelatinli bir yapıda olma, ağlara inşa edilebilir olma ve inanılmaz bir çekme dayanımı seviyesine sahipi olma gibi çok özel niteliklere sahip. Bir doku veya organ üretmek için basılan kalıp üzerine hastanın organından alınmış birkaç hücre, jel yapıya ekleniyor ve birkaç gün dinlenme ve üremesi için bekletiliyor.

Kaynak

Cellink

 Bir burun nasıl yapılıyor hiç görmüş müydünüz?

[zombify_post]

Genetik Mühendisliği Türler Arası Bakterilerle İletişim Kurmayı Başardı

Etkileyici genetik sinyal iletim sistemi, belirli fonksiyonları gerçekleştirmek için programlanmış “sentetik mikrobiyomlar ” geliştirilmesine bir adım daha yaklaştı.

ACS Synthetic Biology dergisinde yayımlanan makaleye göre, Wyss Enstitüsü, Harvard Üniversitesi ve Harvard Medical School’da bir grup araştırmacı, farklı bakteri türleri arasında genetik sinyal iletimini tetiklemeyi başardı.

Bu yeni gelişmede, araştırmacılar bir laboratuar faresinin bağırsağındaki bazı çevresel tetikleyicilerin yardımıyla E. coli’ye bilgi iletmek için Salmonella Typhimurium bakterisini bağlamak için bir yol oluşturmayı başardılar. Bilim adamları uzun zamandır mikropların genleri ile uğraşmaktaydılar, ancak ilk defa bir bakteri türünün farklı suşları arasında iletişim için genleri kullanmayı başarmışlar.

Wyss Araştırma ekibinin baş üyesi Suhyun Kim, “Mühendislik ürünü bağırsak bakterileri aracılığıyla insan sağlığını iyileştirmek için bakterinin nasıl iletişim kurduğunu bulmamız gerekiyor.” dedi.

İlk yazar Suhyun Kim, sinyal veren S. Typhimurium bakterisini ve cevap veren E. coli bakterisini içeren bir plağı tutuyor. Yanıt olarak mavi bir renk görüyoruz. Kaynak: Wyss Harvard

Araştırma grubu, “Çekirdek Algılama” adı verilen bazı bakteri türlerinde bulunan ve doğal olarak ortaya çıkan yeteneklerden yararlanmışlar. Çekirdek algılama, sinyal molekülleri kullanarak bir bakteri kolonisinin davranışını koordine etmek için gen ifadeleri için yollar oluşturuyor.

ATC ismiyle hareket eden tetikleyici molekül, cevaplayıcı suşa bir algılama yolu oluşturmak için sinyal verici suşdaki luxI geni uyarmıştır. Bu değişim, cevaplayıcı E. Coli’deki etkileşimi saklayan Cro proteinini üretiyor.

İletimin başarısı, sıçanların boşaltım ürünlerini araştırmak suretiyle doğrulandı.

Kaynak

Yayımlanan Makale

[zombify_post]

Mikrofotoğraf Yarışmasının Kazananları Bizlere Hiç Görmediğimiz Bir Dünya Sunuyor!

Nikon firmasının düzenlediği Fotomikrografi Yarışması’nın ilk 20 listesine yakından bir göz atalım.

Nikon Uluslararası Küçük Dünya Yarışması ilk olarak 1975 yılında ışık mikroskobu ile fotoğrafçılıkla uğraşanların çabalarını anlamak ve takdir etmek için bir araç olarak başladı. O zamandan beri, Küçük Dünya en geniş bilimsel disiplinlerden gelen fotomikrograflar için önde gelen bir vitrin haline gelmiş durumda. Yarışmanın ilk 11 fotoğrafını sizler için derledik.

Kaynak

[zombify_post]

3D Yazıcı İle Prototip Biyonik Göz Yapıldı

Minnesota Üniversitesi’ndeki araştırmacılar 3D yazıcı ile türünün ilk örneği olan prototip, bir yarım küre üzerinde görüntü algılama dizisi bastı.

Advanced Materials dergisinde yayınlanan habere göre , 3D yazıcı yardımı ile yarım küre şeklinde olan ışık reseptörü tasarlandı. Bu keşif, görme bozukluğu olan veya görme yetisini tamamen kaybetmiş insanlar için büyük umut olması bekleniyor. Ekip, son 4-5 yıl içinde biyonik kulak, yapay organlar, elektronik kumaş, elektronik el ve elektronik uzuvlar tasarlamıştı. 

Çalışmanın ortak yazarı ve Minnesota Üniversitesi’nden Makine Mühendisliği profesörü Michael McAlpine, “Biyonik gözler genellikle bilim kurgu olarak düşünülürdü, ancak şimdi 3D mültimateryal yazıcı kullanarak buna her zamankinden daha yakınız.” diyor.

Peki nasıl bir yol izlediler?

Araştırmacılar, kıvrımlı bir yüzey üzerinde baskı elektroniklerinin zorluğunu nasıl aşabileceklerini göstermek için yarım küre şeklindeki cam kubbeyle başladılar. Özel olarak yapılmış 3D yazıcılarını kullanarak, gümüş parçacıklı temel mürekkepl ile başladılar. Dağıtılan mürekkep kavisli yüzeyden aşağı dökülmek yerine olduğu yerde kaldı ve kurudu. Araştırmacılar daha sonra, ışığı elektriğe dönüştüren fotodiyotları basmak için yarı iletken polimer malzemeleri kullandılar. Bu tüm süreç yaklaşık olarak bir saat sürüyor.

McAlpine, sürecin en şaşırtıcı kısmının, ışığı tamamen 3D baskılı yarı iletkenler ile elde ettiği elektriğe dönüştürmede yüzde 25 verimlilik olduğunu söyledi.

Yeni Hedefleri…

McAlpine bir sonraki adımın daha fazla ışık reseptörüne sahip ve daha verimli yeni bir prototip yaratmak olduğunu söylüyor. Ayrıca gerçek bir göze implante edilebilen yumuşak yarım küre bir malzemeye baskı yapmanın bir yolunu bulmak istediklerini belirtti.

[youtube https://www.youtube.com/watch?v=U2_zhpXZkS0?wmode=opaque&w=640&h=360]
Kaynak

Yayımlanan Makale

[zombify_post]

Meme Kanserini Yok Eden Yeni Bir İmmünoterapik Yaklaşım

Hiçbir tedaviye yanıt vermeyen bir hastada meme kanseri tamamen ortadan kaldırıldı.

4 Haziran 2018 tarihinde Nature Medicine dergisinde yayımlanan makaleye göre Ulusal Kanser Enstitüsü (National Cancer Institute, NCI), immünoterapi odaklı yeni bir yaklaşım geliştirdi. Diğer tüm tedavi yöntemlerine yanıt vermeyen meme kanseri bir hastada kanserin tamamen gerilemesine yol açtı.

Tasta tedaviyi NCI’nin Kanser Araştırmaları Merkezi’nde (CCR) Cerrahi Anabilim Dalı şefi Steven A. Rosenberg, Dr. Ph.D.’nin yönettiği bir klinik araştırmada aldı.
Dr. Rosenberg, “Bağışıklık sistemi tarafından tanınan bir kanserde bulunan mutasyonları tanımlamak için yüksek verimli bir yöntem geliştirdik.” dedi. “Bu araştırma şu anda deneyseldir. Fakat immünoterapiye yeni yaklaşımın, kanser türünde değil, mutasyonlara bağlı olması nedeniyle, bir anlamda birçok kanser türünün tedavisi için kullanabileceğimiz bir plandır.” 

Peki Nedir Bu Yeni Yaklaşım?

Yeni immünoterapi yaklaşımı, adoptif bir hücre aktarımıdır (Adoptive Cell Transfer, ACT). ACT, yüksek düzeyde somatik veya edinilmiş mutasyonlara sahip olan melanomun tedavisinde etkili olmuştur. Ancak, bazı yaygın epitelyal kanserler, mide, özofageal, yumurtalık ve meme kanserleri gibi daha düşük mutasyon seviyelerine sahip kanserler ile daha az etkili olmuştur.

ACT tedavisinin başarılı olmasında tümörün mutasyon yükü önemli bir yere sahiptir. Çünkü tümör ne kadar fazla mutasyon taşırsa, bağışıklık sistemi hücreleri tarafından o kadar kolay tanınır. Bu sayede tümöre spesifik etki eden hücreler de kolaylıkla hastadan toplanabilir.

Hastayı tedavi etmek için araştırmacılar, tümörünün ve normal dokusunun DNA’sından ve RNA’sından hastanın kanserine özgü olan mutasyonları berlirlemek için örnek aldılar ve sıraladılar. Sonuç olarak tümör hücrelerinde 62 farklı mutasyon tespit ettiler. Tedaviden sonra, bu hastanın tüm kanseri ortadan kalktı ve 22 aydan sonra da tekrar gözlemlenmedi.

Önemli Bir Nokta Daha

Dr. Rosenberg,  “büyük resimin”  bu tür bir tedavinin kanser tipine özgü olmadığını, belirtti. “Tüm kanserlerin mutasyonları var ve biz de bu immünoterapi ile saldırıya geçiyoruz” dedi. Bunun anlamı bu tedavi türünün diğer kanser türlerinin tedavisinde de kullanılabilecek olmasıdır. Ayrıca Dr. Rosenberg, “Kansere neden olan mutasyonların kansere tedavisinde en iyi hedefler olduğunu kanıtlayabilecek olması ironiktir.” diye de ekledi.

Kaynak

Yayımlanan Makale

İleri Okuma:

Adoptive Cell Transfer (ACT)

Targeted Cancer Therapies

[zombify_post]

NASA Mars’ta Organik Maddeler Bulduğunu Bildirdi

Mars’ta bulunan organik maddeler biyolojik kalıntıların kanıtı mı?

2012 yılından bu yana NASA’nın Mars yüzeyinden veri toplayan Curiosity keşif aracı Gale Krateri’nden alınan numunelerde organik maddelere rastladı. 

Gale Krateri’nin iki ayrı kısmında bulunan 3 milyar yıllık kiltaşından örnekler alındı. Alınan örneklerin içinde tiyofen, 2- ve 3-metiltiyofen, metantiyol ve dimetilsülfit yer aldığı keşfedildi.

Bu önemli keşfin yanında Curiosity, Mars’ın atmosferindeki metan düzeyinin mevsimsel değişimini inceledi ve atmosferdeki mevsimsel metan artışlarının da doğrulandığı bildirildi.

Geçtiğimiz yıllarda metan Mars atmosferinde büyük bulutlar halinde saptanmıştı. Yeni verilere göre, Gale Krateri’ndeki düşük metan düzeyleri, yaz aylarında zirveye ulaşırken, her Mars yılı kışın azalıyor.

Karbon içeren  metan (CH4) gazının keşfi çok önemliydi. Çünkü Dünya’daki tüm metan moleküllerinin yüzde 95’i, biyolojik kaynakların ürünü olarak meydana geliyor. Ancak bu durum, Mars’ta aktif bir biyolojik sürecin var olduğu anlamına gelmiyor. Biyolojik olmayan kaynakların başında olivin adı verilen bir kayaya dayanan bir çeşit kimyasal tepkime geliyor. 

Olivin tabakası, serpantinleşme adı verilen bir süreçte su ve karbondioksit ile tepkime oluşturarak, sürekli bir metan akışı sızdırıyor olabilir.

NASA’nın Mars Keşif Programının baş bilim insanı olan Michael Meyer, “Bunlar Mars üzerindeki yaşamın işaretleri mi? Henüz bilmiyoruz fakat bu sonuçlar, bize doğru yolda olduğumuzu söylüyor.” diyor.

Kaynak

İleri okuma:

Yayımlanan makale

[zombify_post]

Örümcek Ağının Antikanser Etkisi

Doğal ilaçları ve alternatif tıbbı hafife almamak gerek. Geçtiğimiz günlerde Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencisi Aslı Nur Özkan, TÜRKPATENT’in üniversiteler arasında düzenlediği yarışmada, “Örümcek Ağı Özütünün Prostat Kanseri Hücrelerinde Seçici Antikanser Etkisi” buluşuyla ödül kazandı.

Çocukken ninesinin yaralarını iyileştirmek için örümcek ağı kullandığını gören ve ninesini uyaran Aslı Nur, “Sen anlamazsın, örümcek ağı yaralara iyi geliyor”  cevabıyla karşılaşmış.

Üniversiteye geldiğinde doğal maddelerin kanser üzerindeki olumlu etkilerini araştıran Prof. Dr. Oğuzhan Doğanlar ile tanışmış. Ninesi ile olan hikayesini hocasına anlatmasıyla ve çalışmalara başlamış. 2 senelik yoğun bir çalışma sürecinden sonra örümcek ağlarından ekstrat elde etmeyi başaran  Aslı Nur Özkan ise şöyle devam ediyor:

“Elde ettiğimi ekstratın içeriğini tespit ettik. Son derece zengin hücre yenileyici antioksidan ve antikanserojen maddeler ve bileşikleri içinde barındırdığını saptadık. Kanser hücrelerine uyguladık ve gördük ki, kanser hücrelerini programlanmış hücre ölümü denilen yola sürüklüyor. Fakat bu etkiyi sağlıklı hücreler üzerinde göstermiyor.”

Kaynak

[zombify_post]

Japon Bilim İnsanları Fare Kaslarının Kullanıldığı Robot Geliştirdi

Tokyo Üniversitesi’nden bilim insanları tarafından canlı fare iskeleti, kas dokuları, metal ve plastik bir çerçevenin kullanıldığı bir biyo-hibrid robot geliştirdi. 

Makale Science Robotics dergisinde yayımlandı. Makaleye göre robot, insan parmağını taklit edebiliyor. Verilen elektrik şiddetine göre parmak 90 dereceye kadar bükülme sağlayabiliyor. Bu bükülme, biyo-hibrit robotun nesneleri bir noktadan bir diğerine taşmasına olanak sağlıyor. 

Eksikleri de yok değil tabiki. Robot şimdilik sadece suda çalışabiliyor ve oluşturulan kas dokusunun ömrü de en fazla 1 hafta. Bu kısıtlı çalışma şartlarına rağmen araştırma büyük ümitler vadediyor. 

Kaynak

[zombify_post]